Ben Böyle Kadının..

> Tarih 18 Haziran..
Koca bir dönemi bitirmiş,valizimi toplamış,birazdan havaalanına yol alacam..
Mutluyum..Keyifliyim..Sevinçliyim..
Çünkü artık Kıbrıs'ın sıcağından,neminden,iğrenç havasından..
Sıkıntısından..stresinden kurtuluyorum..
Bir dönemin en mutlu yanlarından birisi de budur..
Eve dönüyor olmak..

Cebimde 10 ytl para artıyor..
Evden de para istemedim..
Nasılsa eve gidiyorum artık..
Ama valizin fazla kilo geleceğini pek hesaba katmamışım..
Havaalanına giderken dua ediyorum tabi..
Umarım çok fazla kilom olmaz..umarım bir sorunla karşılaşmam diye..
Aksi takdirde cebimdeki 10 ytl beni kurtarmıyor..

Havaalanına giderken,otobüsün içinde bir hanım teyze dikkatimi çekti..
Hemen önümde oturuyordu..Kızıl saçlı teyze.. :))
Konuşması, hal ve hareketleriyle bütün bakışları üzerine toplayan türden.. :))

Ve havaalanındayım..
Birazdan büyük buluşma gerçekleşecek benim için..
Ya devam ya da düşünmek bile istemiyorum..

Sıradaki lütfen.. sesiyle başladı olay silsilesi..
Ve işte korkulan an;
8 kilo fazlanız var beyefendi.. 32 ytl ödeyeceksiniz..
Bir an dondum öylece.. Yapacak birşey yok çünkü..
Ya ben öğrenciyim,üzerimde de 10 ytl nakit var..
Lütfen biraz yardımcı olamaz mısınız?

Üzgünüz..İşlem yapamayız.. Ödemek zorundasınız!
Ya üzerimde o kadar para yok dedim.. O an bir diğer uyuz kız şu şekilde;
Kredi kartı da geçer.. demesin mi?
Sinirlerim boşaldı..
Bütün negatif elektriğimi kıza bakarak üzerine yolladım.. Uyuz şey ya!
Dedim ki; kredi kartım da yok..
Bana valizimi geri verdiler..
Buyrun..işlem yapamıyoruz.. Alın valizinizi..

Çaresiz şekilde ve de o an içimden söverekten aldım ve arkamı döndüm..
Arkamı dönmemle,otobüsteki kızıl saçlı hanım teyzeyle göz göze geldim..
Ne oldu? dedi..
Anlattım durumu böyle böyle diye..
Beni uçağa almıyorlar dedim..
Sonra da,sizden bir ricam olabilir mi? dedim..
Acaba mümkünse diğer havaalanına ininceye kadar bana borç para verebilir misiniz?
İndiğim zaman,bizimkilerden alır size öderim borcumu..
Ne kadar lazım evladım demesin mi?
20 ytl yeterli dedim..

Sağolsun hanım teyze hızır gibi yardımıma yetişti..

Diğer havaalanına indik..
Valizleri bekliyoruz..
Ben devamlı hanım teyzeyi uzaktan takip ediyorum kaçırmayım diye..
Bir baktım valizlerini almış gidiyor..
Arkasından seslendim duymadı..
İşaret ettim, şu giden teyzeyi durdurur musunuz diye...
Teyze durdu,döndü bana doğru..
Teyzecim lütfen dışarıda bekleyin.. dedim.
Önemli değil,zaten taksi bakacam dışarda dedi.

Valizimi alır almaz çıktım dışarı..
Bizimkilerle kısa bir hasret giderdikten sonra,anneme;
İşte şu teyzeme vereceğiz parayı dedim..
Annem yanına gidip;
Allah sizden razı olsun..Çok teşekkür ederiz,buyrun dedi ve uzattı parayı..
Ama teyzem almıyor..
Ben aldım annemin elinden parayı..
Teyzecim çok çok teşekkür ederim..Lütfen buyrun dedim..
Hayır evladım..önemli değil.. diyor almıyor bir türlü..
O kadar ısrar ettik,bir türlü almadı parayı..
Sen öğrencisin,benden olsun bu defa da.. dedi..
Sen bana dua et yeterli benim için..dedi..
Duygulandım o ara tabi..Duygulanmamak elde değil..

Ne insanlar varmış hala..
Bana; seni tanımıyorum üzgünüm.. deyip vermeyebilirdi de borç para..
Ama bırakın borç vermeyi,parayı tekrar almadı bile..
İşte ben böyle kadının;
Elinden de öperim..Yüzünden de öperim..Gözlerinde de öperim..
Severim de..Sayarım da.. Ve Anarım da..

Hayat, böyle insanların,gereken zamanda gereken yerde olmalarıyla devam ediyor!

~ 27 Haziran 2009 Cumartesi 9 yorum

Kızıyorum

Kızıyorum..
En yakınımdakilere bile..
En sevdiklerime,değer verdiklerime bile bazen kızıyorum..

Arkadaşlık nedir?
Dostluk nedir?

Yeteri kadar farkında olmadıklarına..
Olamadıklarına kızıyorum..
Sitem ettiğim zaman da çok sitemkar birisi olarak etiketleniyorum..
Artık sitem etmiyorum hiç kimseye o gün bugündür..
En ufak bir sitemim bile yok..
Siz istediniz çünkü..siz bitirdiniz..

Oysa sitem kime edilirdi?
Niye edilirdi?
Ve neden fazlaydı sitemler yeri geldiğinde?

Oysa sitem;
Sevdiklerine edilirdi..değer verdiklerine..
Yerine göre sitemin fazlalığı da,verilen değerin ve sevginin bir o kadar fazla olduğunu gösterirdi..

Ama siz anlamadınız..
Söylediysem de bunu anlamadınız..

İnsan sevdiklerine az da olsa zaman ayırmaz mı?
Uzun zamandır görüşmediği arkadaşına,dostuna bir " Merhaba" yı çok mu görür?
Vakit yoktur değil mi?
İş var..Güç var.. Var da var birşeyler..
Haklısınız!
Facebook denen ve insan ilişkilerine büyük bir darbe indiren furyada,
Video paylaşmak..Resim paylaşmak varken..
Şimdi kim bir selam verecek..
Nasıl olsa Msn'de de çevrımdışı modunda..
Kimse de görmüyor..

Arada bir sevdiklerinize vakit ayırsanız ne çıkar?
Sıcak bir " Merhaba arkadaşım..dostum.." deseniz arada bir çok mu?
Öldürmeyin derim ben bazı değerleri..
Öldürmeyin..

Kızıyorum işte.. Kızıyorum.. Yazık!

~ 14 Haziran 2009 Pazar 7 yorum

Siz'siz


> Geçenlerde değerli arkadaşlarımdan birisi olan Seray ile sohbet ediyoruz..Benim o anki ruh halim,psikolojim ve kendisine anlattıklarımdan etkilenmiş ve sohbet esnasındayken hemen arada da yazıvermiş birşeyler..

Yolladı yazıyı..
Okudum ki, o da ne? Resmen ayna tutmuş içime..
En güzel şekilde özetlemiş herşeyi..
Başka türlü de özetlenemezdi sanırım..

Teşekkür ediyorum burdan Seray'a.. :))

Ve buyrun Seray'ın yazısı..

Siz'siz..

Bin parçaya ayrılsam da yetmez.. doyurmaz sizi..
Binbirinciyi istersiniz..
Siz hep siz..

Kimi ister kirli elleriniz..
Kimi çekiştirirsiniz beyninizden bin bir iple..
Kimi boğarsınız saçma cümlelerinizle..
Hangi ruhu yollarsınız kurbanlar zincirine..

Huzur vermezsiniz..
Gölge istemez çöle çevirirsiniz..
Yoruldum çok yorgunum ama dinlemezsiniz..
Dinlendirmezsiniz..

Sadece siz..
Biz-siz..
Ben...Siz siz..

~ 12 Haziran 2009 Cuma 1 yorum

Herkes Gibisin..


> Açıkcası çok fazla şiir okuyan birisi değilim..

Fakat bazı şiirler var ki,insanı büyülüyor adeta..

Geçenlerde yine bir şiire rastladım.. Şiir Nazım Hikmet'e ait..

Bir mısrası var ki şiirin... mükemmel..

- Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin -

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin


~ 26 Mayıs 2009 Salı 6 yorum

Rüya Gibi..

 > DAU Bahar Festivali'ni  bitirdik..
Harika konserler oldu..
Rüya gibiydi adeta..
İlk konser Sıla'dan geldi..
Sıla,sıladaki öğrencilere sılada konser verdi..  :))
Konseri baştan izleyemesem de,sonu da olsa 3-5 şarkısına yetiştim..
Sandığımdan çok daha iyiydi..
Sahne performansı,şovu,seyirciyi çoşturması vs.. 
Hiçbir albümünde olmayan ve yeni albümünde söylemeyi düşündüğü şarkısını da söyleyince... offf...   " vur kadehi ustam bu gece de sarhoşuz.."  
Kısaca Sıla bence gayet mükemmeldi..

Ve Kenan Doğulu..

Asıl rüya gibi bir gece geçirten Kenan Doğulu oldu..
Bu nasıl bir konserdir..bu nasıl bir şovdur..bu nasıl bir canlı performanstır..
Tek kelimeyle hayatımdaki en manyak konserlerden birisiydi..
Sahnenin her tarafını mükemmel kullanıyor..
Konserin başından sonuna kadar sanki her şarkıda ilk sahneye çıkıyor gibi enerji dolu..kıpır kıpır.
Kııbıırrııııııııııııııııısssss... kıııpıırrııızzz...  
Yok böyle bir enerji..
Doymadık Kenan doymadık o geceye...  Rüya gibiydi..

~ 24 Mayıs 2009 Pazar 0 yorum

Gökyüzündeki Göz..


> Mustafa Kemal Efeler ( MKE ) arkadaşımın çekmiş olduğu bir fotoğraf..

Dikkatlice bakıldığında gökyüzünde bulutların oluşturduğu gözleri fark edebilirsiniz..

Fotoğrafa tıklayıp büyük haline daha yakından bakabilirsiniz..

* Fotoğraf  Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde Beyazid-i Bestami Hz. türbesinde  çekilmiştir..

~ 22 Mayıs 2009 Cuma 1 yorum

DAU 16. Bahar Festivali


> Bu hafta festival haftası...  

Doğu Akdeniz Üniversitesi 16.Bahar Festivali yarın başlıyor..  " 20-23 Mayıs " 
Gayet güçlü isimler de yer alıyor bu sene..
Kenan Doğulu.. Sıla..Emre Aydın gibi kaliteli isimleri görebilmek mümkün festival kapsamında..
Güzel konserler..Söyleşiler..Farklı aktiviteler DAU öğrencilerini ( beni de tabi :)) bekliyor..
Umarım hepimiz için eğlenceli bir hafta olur..
İyi eğlenceler herkese ve kendime..  :)) 

> Konserler..





> Söyleşiler..







> Daha detaylı bilgi için ;  http://www.emu.edu.tr/fest/   adresini ziyaret edebilirsiniz..

~ 19 Mayıs 2009 Salı 0 yorum

Kıbrıs Psikolojisi



> Kıbrıs'ta okuyan genel ağırlıklı öğrenci psikolojisi..   :))

~ 16 Mayıs 2009 Cumartesi 3 yorum

Günaydın..

Gün kızıldı tüm gün,
Güneş erkenden batacak bu akşam...
Gün-yüzü erkenden karartma uygulayacak soluk şehrin yas tutmuş kalplerine...
Gün, erkenden ulaşacak gecesine...
Ve sen soluğu kapı kirişlerinde alacaksın yine.
Tek dayanağın o olmuştur zaten, 
Susacaksın sabah ezanına dek.
İçten içe kemirirken hislerini,
İlk Allahu ekber edası ile uyanacaksın derinliklerinden.
Allah'a sığınacaksın yine...
Bir bakmışsın yokluğuna katlanamıyorum dediğin her şeyin,
hayalinden uyanmış olacaksın!
Günaydın...

                                                                                                 * Mustafa Kemal Efeler  | MKE

~ 28 Nisan 2009 Salı 2 yorum

Çürük Elmalar Sizi..

>  Bazen herkesi kendim gibi sanıyorum..

Arada bir hal hatırlarını sorayım diyorum insanların..

Çoğu zaman da sorduğuma soracağıma pişman olmuyor değilim..

Ne tuhaftır insanoğlu yaa..

Seven değil de söven yarıyor sanırım.. ( sövüyorum öyleyse :))

Kısaca   " 2 S " 'yi karıştırıyorlar.. Seven ve Söven..

Genelde Msn denen icatla iletişim içinde olduğumuz için,doğal olarak hal hatır ilişkileri de Msn üzerinden yürüyor..

İçerisinde çürük elmaların da bulunduğu sepete benzetiyorum Msn'i..

Msn elma sepetimiz oluyor, kişi listesi de elmalar..

Her türlüsü var mübarek.. Yetmişi..yetmemişi..tazesi..sağlamı..çürüğü.. hepsi var..  :))

Bakıyorsunuz sağlam bir elmaya benziyor..

Isırıp yemeye başlıyorsunuz..

Bir iki ısırıktan sonra bir bakıyorsunuz anaaa.. O da ne?

Çürük lan bu..    Çürük tabi ne sandın..  :)) 

Ne sanacak abisi.. Görünüşe aldanıp sağlam sandı..  :))

Vallahi aynısı insanlar..

Çoğu çürük çıkıyor..

Her türlüsü var dedik..

Selam verirsin kimisine.. 

Her zaman bir bahane vardır..  :))

Anlamıyorum ki; sanki borç para isteyecekmişim gibi kaçma peşindeler..

Nedense her zaman ama her zaman meşguldürler.. 

"Ne yapayım..Sana denk geliyor kusura bakma işte.."   palavraları..   :)) 

Ya ödev yaparlar..ya  misafir gelir..ya uykusu gelir..ya elektrikler kesilir..

En güzeli de çıkması gerekmektedir..   Vay anasını.. :)) Çıkması gerekmiş miş..

Kimilerine de yazarsın, 15 dk sonra cevap gelir..  Şaka gibi yaa :))

Ya o değil de, 2 cümle kurduktan sonra insanların kaçıyor olması mesele..

Korkmayın ya korkmayın..Borç falan istemeyeceğim sizden.. :))

Ama yok..

Bir daha da hal hatırınızı sorarsam, ben de sizin gibi çürük elma olayım emi.. :))

Bir daha size o lüksü yaşatmam yaşatmam..

Neyse.. İnsan gibi davranın biraz da sizi birşey sansınlar..

En önemlisi de dürüst olun..Şeffaf olun şeffaf.. 

Bak yoksa sizi kurtçukların içine atarım çürük elmalar yaa sizi.. :)) Acımam valla..

* Sağlam ve yetmiş elmalar  konu dışıdır..  Sevgiler onlara da.. :))

                                                                                                                                       çĞr.KnyL

~ 27 Nisan 2009 Pazartesi 3 yorum

Çok Şey mi İstiyorum?

> Bazen düşünüyorum da, çok şey mi istiyorum acaba diye soruyorum kendime.. 

Yapmak istediğim o kadar çok şey var ki şu hayatta..

Her günümü dolu dolu yaşamak istiyorum öncelikle..Bir günüm bile ziyan olmamalı,boşa gitmemeli..

Her gün ya da bir kaç güne bir film izlemek istiyorum..

Sonra o gün içerisinde derslerime bakmak,programlamaya vakit ayırmak istiyorum..

Sonra internete girip sörf yapmak,köşe yazıları okumak ve sonrasında Msn'e girip bana vakit ayıran dostlarımla,arkadaşlarımla muhabbet etmek istiyorum.. ( bana vakit ayıran kelimesinin altını çizdim.. ;))

Ve o gün için başımı yastığa huzurla koymak ve Allah'a sonsuz şükür ve teşekkür etmek istiyorum her şey için.. ( ki bunu devamlı yapıyorum şükür.. :) )

Daha başka bir çok program kullanmayı istiyorum..

Photoshop ile ortaya güzel şeyler çıkarmak ve altına imzamı atmak istiyorum..

Web tasarımıyla uğraşmak istiyorum..Bunun için ise FrontPage ve Dreamweaver programlarına hakim olmam gerekiyor..

Rhino ya da 3D Max programlarını kullanmayı istiyorum..Bazen karaladığım çizimlerimi 3 boyutlu hale getirmek istiyorum çünkü..

Adobe Flash ( eski adıyla Macromedia Flash ) programını da çok iyi bilmek istiyorum..Flash dünyasında yapılacak çok şey var..  :))

PC Hack & Security konusunda da kendimi geliştirmek ve iyi bir konumda olmak istiyorum..

Sağlam bir ekip ile ( blog işinden anlayan ve uğraşan kişilerle..) kaliteli bir blog sayfası açmak istiyorum..Bir ekip işinde bulunmak istiyorum kısaca...

Şimdilik aklıma gelenler bunlar... Çok şey mi istiyorum ben yaa?  :))

* Çok fırın ekmek yemem lazım  daha  çooooooooooooooook!.....    :)))

                                                                                                                                   * çĞr.KnyL

~ 24 Nisan 2009 Cuma 3 yorum

Bir Çiçek Düşünün..

Bazen dünyaya tepeden,onun dışından bakmak lazım..

O zaman öyle şeyler görürüz ki!
Halbuki biz o gördüklerimizin;o yaşantıların,o düşmanlıkların,o arkadaşlıkların veya dostlukların ta kendisiyiz.Lakin bunu ancak dışardan bakınca görebiliyoruz,kendimizi soyutlayınca anlıyoru ve hissediyoruz bazı şeyleri..


Bir çiçek düşünün,bir papatya.İşte ben böyle görüyorum her arkadaşlığı,dostluğu kendimi soyutlayınca dünyadan.Evet her arkadaşlık veya dostluk birer papatya kimi gıptayla baktığım kimi burun kıvırdığım...


Tepeden baktığımızda papatyanın merkezi saydığım sarı bir bölge ve etrafında ona tutunmuş beyazdan küçük yaprakcıkları vardır.Eğer papatyanın orta bölgesindeki sarı,keskin sarıysa,kenarındaki beyazlar da insanın yüreğine dokunurcasına ise o bence gayet sağlıklıdır..

İşte insanlar da böyledir merkezde kendisi,etrafında sımsıkı tutundukları beyazları,arkadaşları,dostları,sevenleri vardır.Zamanla bunlardan iyi veya kötü nedenlerden dolayı ayrılık yaşarlar.


Malesef ben de bir ayrılık yaşadım ama onun için hayırlı olacağına inandığım bir ayrılık...


Demiştim ya papatyanın etrafındaki beyazların kimi bembeyaz ,kimi silik bir sarıdır diye...İşte o silik sarıların ayrılışı kötü ve mutlak bir ayrılıştır.Ancak o bembeyaz sarılar varya,onların ki hep hayırlı bir ayrılıştır.Çünkü sağlam bir bütünü ancak hayırlı olması gereken durumlar ayırabilir..

Bence insan da böyledir.Üstelik kendi rengini de çok çabuk,papatyadan daha çabuk belli eder.Kimisi insanın ruhuna işleyen beyaz kimi ise silik bir sarıdan ibarettir.Aman o silik sarılara dikkat,yaprak döküm zamanı size bağlıdır bir an önce silkeleninde varsa dökülsün o silik sarılar.Ama o beyazlar varya onlar insanın ruhuna işliyor insana can veriyor..

İşte benim dostum da öyleydi bir papatyanın bembeyaz,temiz,narin taneleri gibi...

                                                                                                                                          Esra Gökten

> Değerli dostum Esra benim için yıllar önce güzel şeyler karalamış..Teşekkürler sevgili dostum,güzel insan..  :))

~ 23 Nisan 2009 Perşembe 0 yorum

Facebook'a Bir Çarpı

> Facebook hesabım dakikalar öncesinde dondurulmuştur..
Kendi isteğimle geçici bir süreliğine ( ki o süre belirsiz.. ) dondurmuş bulunmaktayım..
Son zamanlarda neredeyse hayat facebook'tan ibaret olmaya başladı..
Gördüm ki çok çok fazla zamanımı alıyor..
E hayat facebook denen şeyden ibaret olmadığına göre,vaktimi çalmasına daha fazla izin veremem..
Yapılması gereken,vakit ayırılması gereken çok daha önemli şeyler var iken, facebook'a şimdilik HAYIR!

* Bir diğer sebep; bazı  zamanlar ulaşılabilir olmayı istemiyor oluşumdan kaynaklanıyor olabilir..

> Budur düşüncelerim.. doğru ya da yanlış olsa da..

~ 21 Nisan 2009 Salı 6 yorum

Ansızın Karanlık Çöker

Derin bir iç çekiş..
Ve ansızın bir karanlık çöker..
Sanki birden elektrikler kesilmiş gibi..
Göremiyorum hiçbir şeyi..
Ne ileri gidebiliyor adımlarım,ne de geriye..
Koyu.. kopkoyu bir sessizlik..
Karanlıkla bir olup üstüme çullanıyor adeta..
Boğuluyorum..
Korkuyorum da artık..
En çokda yalnızlık korkutan beni bu koyu karanlıkta...
Kimseler yok seni teselli edecek..
En azından bir ses..seda.. yok işte..
Ümitsizce sesleniyorum;

- Heyy..Orada kimse var mı?

* çĞr.KnyL

~ 20 Nisan 2009 Pazartesi 8 yorum

Sana Gelince..

Yaşadığım bu yeşilliklerden dudağını öpmek için dönersem eğer,kanımda boğulayım..

Böylesine bir sevdaya yeniden tutulursam eğer,paramparça olmuş kalbime yazıklar olsun...

Sana gelince..

Yüreklere sığmayan bu sevdamı bir başkasında bulursan eğer,bana çektirdiklerin helal olsun...

~ 19 Nisan 2009 Pazar 0 yorum

Tarif Edilmez..Yaşanır..

> Bazen Senai Demirci'nin kişisel sayfasından yazılarını okuyorum.. Hoşuma giden mükemmel yazılar hepsi de... Bir yazısından beğendiğim bir bölümü paylaşmak istiyorum sizinle..

 " Unutkandır insan.En çok da kendini unutur.İnsan yanını yitirir.Sık sık kalbini düşürür göğsünden.Vicdanına temas etmeden geçirir bir ömrü.Gönlünün gönlünü etmeden getirir yarını.Şehrin gürültüsünde,telaşların yangınında,görsel kandırmaların kuytusunda,yüzüne serince değen,senden hiç yüz çevirmeyen,boş söz ve yalan söylemeyen,unuttuğun yanlarını hatırlayan,düşürdüğün kalbini yakana yeniden takan,çiçek kokulu bir pencere önünde bekleyen,yağmur sonraları ikindilerde sıcacık tebessümüyle koyup gelen bir dost içtenliğini...  

... kim istemez ?  "

> Dostluk başka bir şeydir..Yürek işidir..Farklı bedenlerde olsa da gönüller,aynı bedende bir bütün olabilmektir..Beraber nefes alabilmektir..

 Ve dostluk; " Kötü günlerinde yanında olan kişi.." cümlesinden ibaret değildir..Yetmez bu ifade..
 
 Ve dostluk; tarif edilemez de.. Ancak yaşanır..İşte o zaman  anlarsın her şeyi..

* Budur düşüncelerim..doğru ya da yanlış olsa da..

~ 16 Nisan 2009 Perşembe 2 yorum

Yorumsuz..


Resim eski bir resim..
Fakat çıkarılacak çok mesaj var.. Sayfalar dolusu hem de.. 

* Anlayanlara..

~ 13 Nisan 2009 Pazartesi 2 yorum

iki Kişilik Bir Bütün..


 > Çok değerli dostum,gözüm kısaca yarım elmam bana bir dosya gönderdi bugün..
 "Nedir bu?" diye sordum kendisine..

Mevlana Hz. çok samimi dost olduğu  Şems ile birgün bir ayrılık yaşar..Bu ayrılıktan dolayı da  Mevlana Hz., çok sevdiği dostu  Şems'e bir  şiir yazıp göndermiş..

"Yılmaz Erdoğan o şiiri okuyor.Tarifi imkansız birşey..Bayıldım..Çok süper.. Seninle de paylaşmak  istedim.." dedi.. Teşekkür ediyorum yine buradan kendisine.. ; ) 

Gerçekten ben de bayıldım..Sonra merak ettim bu dostluğu..Daha detaylı öğrenmek istedim ve araştırdım biraz..Sanırım bir daha bu şekilde bir dostluk tekrar Dünya'ya gelmez diye düşünüyorum..Kısaca anlatmak istiyorum bu derin bağı..

Birgün Konya şehrine  baştan aşağı karalar giyinmiş bir gezgin gelmiş.Bu kişi Tebrizli Şems idi.Kendisini gezici tüccar olarak tanıtmış.Şems'in dediğine göre,kendisinin bir aradığı varmış ve o aradığı kişiyi Konya şehrinde bulacakmış..Gönlü o şekilde diyormuş çünkü Şems'e.. Daha sonra Mevlana Hz.'ni atının üzerinde gelirken görmüş..Atın dizginlerinden tutarak bir iki soru sormuş..Mevlana Hz.  mükemmel bir yorum getirmiş sorulara..Şems, " Allah..Allah.." diye haykırarak Mevlana Hz.'ni kucaklamış..Aradığı kişi Mevlana Hz.'ymiş..

Oradan,birlikte bir medrese odasına gitmişler ve bayağı uzun bir süre kalmışlar.. (Kaynaklar 40 gün ile 6 aydan bahsediyor.)Bu süre içerisinde Mevlana Hz.'nde çok büyük değişiklikler olmuş..Yepyeni bir kişilik,yepyeni bir görünüme bürünmüş..Artık derslerini,vaazlarını,zorunluluklarını kısaca bütün davranışlarını terk etmiş..Her gün okuduğu kitapları bir kenara atmış..Dostlarını arayıp sormaz olmuş..Bu durumdan Konya halkı çok rahatsız olmaya başlamış..Kimdir ki bu gelen,Mevlana Hz. ile hayranları arasına girdi? diye isyanlar çıkmaya başlamış..Şikayetler,ayıplamalar artmış..Bazıları daha da ileri giderek ölümle tehdit etmişler Şems'i.. Olayların bu durumlara gelmesinden büyük üzüntü duyan Şems,bir gece sessizce çekip gitmiş..

Bu terk edilişden,bu ayrılıktan çok etkilenmiş Mevlana Hz ve kimseyle görüşmek istememiş artık..Yemeden içmeden kesilmiş..Dost toplantılarından elini ayağını çekmiş..Özlem ve  aşk dolu gazeller söylemeye başlamış..Gidebileceği her yere gönderdiği ulaklar ile Şems'i aratıyormuş..Sonunda Şam'da olduğu öğrenilmiş..Sultan Veled ve arkadaşları Şems'i getirmek için Şam'a gitmişler..Mevlana Hz.'nin geri dönmesi için yalvardığı gazelleri sunmuşlar..Şems ikna olmuş ve tekrar dönmüş Konya'ya..Kısa süreli bir barışın ardından,bu durum uzun sürmemiş ve eskisi gibi olmaya başlamış her şey..Halk Mevlana Hz.'ni Şems'ten uzak tutmaya çalışmış..Kızmışlar artık iyice..  Bu defa sabrı tükenmiş ve " Bu defa öyle bir gideceğim ki,nerede olduğumu kimse bilemeyecek.." demiş.. Ve birgün ortadan kayboluvermiş..

Mevlana artık iyice deliye dönmüş..Fakat artık geleceğinden umudunu kestiği için tekrar eski haline dönmüş..

İşte o mükemmel gazel;

 Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme 
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı 
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme 

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru 
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme 

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için 
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme 

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi 
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme 

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan 
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme 

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan 
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme 

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer 
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme 

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi 
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme 

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize 
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme 

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle 
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme 

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı 
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme 

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil 
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
 

Mevlana Celaleddin Rumi


~ 12 Nisan 2009 Pazar 1 yorum

Kısa Bir Uzun Ara..

> Herkese merhabalar öncelikle..
Uzunca bir aradan sonra yeni sayfa arayüzümle buradayım..
Üniversite..dersler..quizler..sınavlar.. Sonrasında yarıyıl tatili falan derken,bayağı bir koptum blogumdan..Güncelleyemedim hiç..Yazamadım.. Peki bundan sonra çok sık yazabilir miyim bilinmez ama olabildiğince "budur düşüncelerim..doğru ya da yanlış olsa da.." demek istiyorum..  : )

Şimdilik bu kadar.. En kısa zamanda görüşmek ümidiyle..  ; )

~ 10 Nisan 2009 Cuma 0 yorum

Doluyor Gözlerim..

Az önce kanallara göz atayım dedim..

TRT 1  kanalında Bam Teli programını gördüm..Tayfun Talipoğlu bir kadına mikrofon uzatmış..

Kadın kendi durumundan,işsizliğinden falan bahsediyordu..”İş imkanımız pek yok,aylık 500 tl bir iş olsa bile geçinip gdierdik..” diyor..Alışık olduğumuz manzara bu...Her zaman yürekleri burkan acı bir manzara..

Devam ediyor kadın; “ Çocuklarımız var.. Zengin ailelerin çocukları yeni birşeyler aldıkları zaman,bizim çocuklar da görüp istiyor.Bizler de alamıyoruz,imkanımız yok.Alamayaınca da  kahroluyoruz..Çocuğuna birşeyler alamamanın acısı çok büyük..”

Aman Yarabbi!İşte  içimi en çok burkan,sızlatan  cümleydi bu son dedikleri.. Düşünün bir,çocuğunuz sizden birşeyler istiyor,siz en iyisini almak isteseniz bile,normalini dahi alamıyorsunuz..Ne kadar zor bir durum..Hele de çocukların boyunları yere düşmesin..

Doluyor gözlerim..


~ 24 Ocak 2009 Cumartesi 7 yorum

Umma ki,üzülmeyesin!

Hepimiz elbette ki bu hayatta birşeyler bekler ve umarız..Farklı farklı beklentiler,umutlar..Peki ya bu beklentiler,bu umduklarımız günümüzün ağır hastalıklarından birisi olan “Mutsuzluk” kavramının  temellerinden birisini oluşturuyorsa?Umuyor olmak günden güne bizi daha da kötüye götürüyorsa?E ne yapmalı peki?Ummamak mı lazım?Evet.. Aynen öyle..Ummayacaksın!Bazı arkadaşlarımız bu noktada şunu söyleyebilirler; “Olur mu canım?İnsan hayal etmeden yaşar mı?Hayal etmeli insan..” tarzında cümleler kurabilir.Ama burada  birşeyin altını çizmek istiyorum;

Hayal etmek ayrı,ummak ayrı şeylerdir her ne kadar aynı görünüyor olsalar da..Daha da açıklık getirmek gerekirse,hayal ediyor olmak,ille de o hayal ettiğimizi umuyor olduğumuz anlamına gelmez..Yani insan hayallerini umabilir de,ummayabilir de.. Fakat ummak böyle değildir,ummak kavramında bir kesinlik  söz konusudur,direk karşıdan bir beklenti vardır..Bu yüzden bu iki kavramları karıştırmamak gerekiyor..

“Umma ki, üzülmeyesin!”  diyor büyük insan Mevlana..Bu büyük insanlar bizlere yol gösteren,hayatı çözümleyen,hayatı anlamada bizlere davranışlarıyla,sözleriyle ışık tutuyorlar..Öyleyse Mevlana Hz.’nin bu sözünü de kulağımıza küpe etmek lazım diye düşünüyorum.Hatta bu sözü kendime felsefe edinmişimdir..

Nasıl olacak öyleyse?Ummadan,beklentisiz nasıl olacak? Çok basit..Biz sadece kendimize düşenleri yapacağız karşılık beklemeksizin,o kadar..Aksi takdirde “Mutsuzluk”  kapımızı çalmak için gecikmeyecektir.Sonra da  mutlu olmanın yollarını ara dur..

Konuyu farklı şekilden ele alsak fena olmayacak sanırım..

Bizler çoğu zaman mutlu olmayı yanlış şeylere bağlıyoruz..Mesela karşımızdakilerin davranışlarına ve hareketlerine  bağlıyoruz mutlu olmayı..Eğer  karşımızdaki kişi şunu şunu yapar,bize filan şekilde davranır,filan şeyleri söylerse mutlu ol,bunların tersini yaparsa mutlu olma,mutsuzluk hırkasını giyiver sırtına..Var mı böyle birşey?Hiç mutlu olmak insanların davranışlarına bağlanır mı?Onların hereketlerine göre mi bizler mutlu ya da mutsuz olacağız? Kesinlikle hayır..

Düşünün ki,karşımızdakilerden birşeyler umuyoruz..Şimdi o kişi eğer beklentimize cevap verirse sorun yok peki ya beklentilerimize cevap vermezse?O zaman da üzülüyoruz..kırılıyoruz..darılıyoruz..mutsuzluk kaçınılmaz o an..Bir de varsayalım ummadan yaşıyoruz hayatı..Kimseden herhengi bir karşılık beklemiyoruz..Mutlu olmayı karşımızdakilere bağlamamışız..Bu durumda karşımızdaki  karşılık vermediği sürece,ummadığımız için bizi bağlamıyor,sorun yaratmıyor,etkilenmiyoruz.Çünkü dedik ya işte ummuyoruz diye..Bir de ummuyorken,karşımızdaki kişinin bize karşılılık verdiğini düşünün?Ne kadar seviniriz değil mi?Süpriz bile olur bizim için hatta..

İşte görülüyor ki,mutlu olmak için ummamak lazım,beklentiler içine girmemek lazım..

Devam edelim yine..

Sevdiğimiz zaman da,karşılık beklemeden sevmek lazım..Ne olursa olsun,karşımızdaki bize nasıl davranırsa davransın yine de sevgimizi esirgememek lazım..Anlayışlı olmak lazım bazen..Eğer karşımızdaki akrep ise,kendi doğası gereği sokacaktır..Tabiatında sokmak vardır onun..Bizim de tabiatımızda sevgi varsa,kendi tabiatımızdan vaz mı geçeceğiz?Hayır..İşte bunun farkında olmaktır anlayış..Bir söz vardır; “ İyiliğe iyilik her kişinin işi,kötülüğe iyilik Er kişinin işi..” Bütün kötülüklere rağmen sevmeye devam..

İşte size Mutluluğun anahtarı..

“Umma ki,üzülmeyesin!”

Ve ummadığınız sürece,herşeye sahip olursunuz..Yeter ki  bekleyiş içinde olmayın,beklentiler içine girmeyin..Göreceksiniz ki hayatınız,sizin de inanamadığınız ölçüde değişecektir..


~ 23 Ocak 2009 Cuma 8 yorum

Çok Nasılsın? & Şinitzel

Geçen gün arkadaşımla akşam yemeği için dışarı çıktık.Dışarı çıktık derken,kampüs içerisindeyiz yine..Sabancı Kız Yurdu’nda her gün fix menü olan Şinitzel çıkıyor,harika yapıyorlar..Anlayacağınız o gün Şinitzel yiyeceğiz..Oraya sadece Şinitzel yemek için giderim ben,çok seviyorum ve de çok güzel yapıyorlar..Zaten güzel ve kaliteli olmasaydı,sanırım 9 yıldır aynı kişiler işletiyor olmazdı.. J

Yolda yürürken,önümüzde bir kaç  zenci öğrenci yürüyor.Bu noktada şunu da belirtmek isterim; Nijeryalı zenci öğrenciler de var bizim okulda ve Türkçe dersi de veriliyor onlara..Türkçe öğreniyorlar.Neyse  önümüzde yürürlerken,yolun karşı tarafından  gelmekte olan diğer bir zenci arkadaşını gördü ve seslendi..Ama Türkçe öğrenmeye çalışıyorlar ya hani,bu yüzden Türkçe seslendi;

-Heyy.. Çok nasılsın?   J

Çok hoşuma gitti bu soru.. ”Çok nasılsın?” Artık ne demek istedi tam bilemiyorum.Sanırım “ Çok iyisin umarım..” anlamında sormuş olabilir.. J

Sabancıdayız..Yemek için sıraya girdik.Önümüzde bir kız var fakat yemeğini paket yaptırıyor. “ Demek pakette yapıyorlarmış “ dedim.”Ama pakette daha az koyuyorlar sanırım pilavı..” dedim.Sıra bize geldi, hanım teyze tabaklara koyarken pilavı; “Bak..Tabakta daha çok koyuyorlar” dedim ama ciddiyetine söylemiyorum tabi..Hanım teyze dedi ki; “Hayır ondan dedğil.Genelde kızlar çok yemiyor,bu yüzden çok fazla pilav istemiyorlar.” dedi.Ve devam etti; “ Bakma sen..Ne kızlar da var ki,senden benden çok yiyorlar..”  Giresun’luymuş hanım teyze.Sorduk.Devam etti yine; ”Ben de yemek yediğim zaman,ekmek yemezsem karnım doymaz..Ee ne yaparsın,küçüklükten böyle alıştırmışlar bize.Annem,küçükken bizler yoğurtu tabağa koyup,içine  ekmek doğrayıp koyarmış.Biz böyle büyüdük..Ekmeksiz doymayız..” dedi.

Ben de ekmek yemeden doymuyorum.Bazıları var ki,ekmek pek fazla yemezler hatta hiç ekmek yemeyenler bile var..Nasıl tutuyor yedikleri karınlarını bilmiyorum açıkcası J

*Yemekten bahsetmişken,Allah kimseyi aç bırakmasın!Aç olanları doyursun Rabbim!


~ 11 Ocak 2009 Pazar 2 yorum

Yalnızlığa Dayanırım da..


Yalnızlığa dayanırım da,bir başınalığa asla,

Yaşlanmak hoş değil,duvarlara baka baka.

Bir dost göz arayışıyla,

Saat tıkırtısıyla...

Korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla,

Ama;

“Günün aydın,akşamın iyi olsun” diyen biri olmalı.

Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.

 

Yoksa zor değil,hiç zor değil,

Demli çayı bardakta karıştırıp,

Bir başına yudumlamak doyasıya.

Ama “ Çaya kaç şeker alırsın?”

Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

                                                                       Can Yücel


* Bazen duygularımı tam anlamıyla ifade eden şiir veya yazı bulduğum zaman,böyle paylaşımlar da yapıyorum..Daha da iyi ifade edebilmem için kendimi belki de.. 

Yüzüne bakıp sıcacık gülümseyebilmek karşılıklı,sevgini verebilmek birbirine..
Olmalı  işte  biri,karşılıklı sevgide kaybolmalı sonra aynı şekilde tekrar var olmalı..

~ 09 Ocak 2009 Cuma 3 yorum

Güçlü Bir Kadro..

Dost..Dostluk..

İnsanda ne kadar güzel,hoş,sıcak,samimi duygular uyandırıyor değil mi bu kavramlar?Duyar duymaz hem de..

Bu kavramlar üzerine sayısız yazı ve şiirler bulabilmek mümkün.. Demek ki  önemli  bu mevzu..Eğer bu kadar çok üzerine düşülüyorsa,durup düşünmek lazım tekrar..ve de şükretmek lazım dostlarımıza..

Herkes kendince tanımlama yapabilir dostluk kavramı üzerine..Şudur ya da budur diyemeyiz.Kişiden  kişiye göre değişir,herkes kendisine göre cevaplar ki.Dostluk da kişiye özel değil mi ki zaten..

Peki günümüzde gerçekten dost dediğimiz,diyebileceğimiz kişiler var mı?Gerçek bir dosta sahip misiniz?”Dostumuz olmalı mı ki?” saçma bir soru kulağıma hiç hoş gelmiyor zaten..Hayır hayır..Kabul etmiyorum böyle bir soruyu..Olmalı tabiki de..Bu hayatta ayakta durabiliyorsak,zorlu şartları atlatıp hayatımıza daha sıkı devam edebiliyorsak,bunun en büyük sebeplerinden birisi dostlarımızdır sanırım.

Hani yazımın girişinde kulağa ne kadar hoş,sıcak,samimi geliyor demiştim ya bu kavram..Peki kavramı bile bu kadar güçlü ve etkili ise,dost dediğimiz kişinin,kişilerin etkisi ne kadardır acaba?Onların gücü ne kadardır?Tahmin edebileniniz var mı bilemem ama ben bilemiyorum..En azından şimdilik bunu söyleyebileceğim bir kavram henüz doğmadı,keşfedilmedi..Düşünün gerisini siz!

Çok şükür ki,ben çok sağlam dostlara sahibim..Dostlarımın her biri,mücevher kadar  kıymetli ve değerli.. Mücevher ne kelime ki hatta?..Çok şükür onların sayesinde,hayata karşı dimdik,güçlü,enerji dolu,pozitif ve geleceğinden çok şey bekleyen ve inan bir kişiyim..Ne mutlu bana böyle dostlarım var..

Nasıl anlatsam ki size onları..Nasıl dile getirsem..Hangi kelimeleri seçip yanyana getirsem de onları en kıymetli leri yapsam dünyanın.. Şansımı deneyim onları anlatmaya öyleyse..

Beni benden çok düşünen dostlarım var benim..Kendisi kadar çok seven belki de..

“Güzel insan..” dediğim zaman,bana ; “ benden daha güzel insan “ diye cevap veren dostlarım var benim..

Yeri geldiğinde sabaha kadar bana vakit ayırıp,muhabbet eden,dertleşen dostlarım var benim..

Yarın sınavı olduğu halde,yanıma gelip bana anlamadığım noktaları anlatan dostlarım var benim..

2-3 gün sonra çok önemli 2 sınavı olduğu halde,ki kalırsa okul uzayacak kadar ciddi bir sınavken üstelik,gecenin ilerleyen saatlerinde bana vakit ayıran dostlarım var benim..

Yine yeri geldiğinde,gecenin ilerleyen saatlerinde uykusundan kısıp,bana vakit ayıran,dinleyen dostlarım var benim..

Bazen moralimin iyi olmadığı zamanlar,bırakın tek kişi,iki kişi çoklu ortama girip,her birisi dört yandan bana yardımcı olmaya çalışan,motive etmeye çalışan dostlarım var benim..

Canı sıkıldığı zaman arayıp,yarın buluşalım diyen,iki gün sonra tekrar arayıp,yine canım sıkılıyor,yine görüşelim diyen ,e hatta her gün olsa her gün görüşürüm seninle sıkılmadan diyen dostlarım var benim..

Karşı cinsten olup,hemcinslerine anlatmadıklarını,bütün samimiyetiyle,güvenip bana anlatan,içini döken dostlarım var benim..

Buluştuğumuz zaman,”Maaşımı yeni aldım,bugün bendensiniz..” diyen,diyebilen dostlarım var benim..

“Yıllar önce bana resim çizmiştin,birşeyler karalamaştın,onları hala saklıyorum..” diyen dostlarım var benim..

Ve dostlarımın birisinden en son duyduğum,beni yeterince duygulandıran şu sözleri;

“Senin gibi adama,ablam kardeşim olsa verirdim..harbiyim..” diyen,diyebilen dostum var benim..Bunu duymak,ne kadar güzel bir duygudur..

İşte benim daha sayamadığım bu şekilde dostlarım var..

Böyle  mükemmel ve kaliteli dostlarla;

Gel de hayata karşı dimdik durma..

Gel de zorluklara göğüs germe..

Gel de mutlu,mesut olma..

Ve arkamda böylesine güçlü bir kadroyla,

Gel de Dünya’ya meydan okuma...

Ne duruyorum öyleyse; Meydan Okuyorum bee herşeye...

 Hepinizi çok seviyorum... Ve sevildiğimi de biliyorum..

Reklamlarda diyor ya hani;

“Sevildiğini bilmek,paha biçilemez!” Aynen öyle..

 

* Budur düşüncelerim..Doğru ya da yanlış olsa da..


~ 06 Ocak 2009 Salı 2 yorum

Mimlendik!

Böcük arkadaşım tarafından mimlenmişim...

Ama bu tür şeyleri sevmediğim için,cevaplamak istemiyorum o soruları... :))

Kimse kızmaz umarım... 

Özür dilerim..

Anlayışınız için teşekkürler! 

Sevgiler...

~ 1 yorum