Doluyor Gözlerim..

Az önce kanallara göz atayım dedim..

TRT 1  kanalında Bam Teli programını gördüm..Tayfun Talipoğlu bir kadına mikrofon uzatmış..

Kadın kendi durumundan,işsizliğinden falan bahsediyordu..”İş imkanımız pek yok,aylık 500 tl bir iş olsa bile geçinip gdierdik..” diyor..Alışık olduğumuz manzara bu...Her zaman yürekleri burkan acı bir manzara..

Devam ediyor kadın; “ Çocuklarımız var.. Zengin ailelerin çocukları yeni birşeyler aldıkları zaman,bizim çocuklar da görüp istiyor.Bizler de alamıyoruz,imkanımız yok.Alamayaınca da  kahroluyoruz..Çocuğuna birşeyler alamamanın acısı çok büyük..”

Aman Yarabbi!İşte  içimi en çok burkan,sızlatan  cümleydi bu son dedikleri.. Düşünün bir,çocuğunuz sizden birşeyler istiyor,siz en iyisini almak isteseniz bile,normalini dahi alamıyorsunuz..Ne kadar zor bir durum..Hele de çocukların boyunları yere düşmesin..

Doluyor gözlerim..


~ 24 Ocak 2009 Cumartesi 7 yorum

Umma ki,üzülmeyesin!

Hepimiz elbette ki bu hayatta birşeyler bekler ve umarız..Farklı farklı beklentiler,umutlar..Peki ya bu beklentiler,bu umduklarımız günümüzün ağır hastalıklarından birisi olan “Mutsuzluk” kavramının  temellerinden birisini oluşturuyorsa?Umuyor olmak günden güne bizi daha da kötüye götürüyorsa?E ne yapmalı peki?Ummamak mı lazım?Evet.. Aynen öyle..Ummayacaksın!Bazı arkadaşlarımız bu noktada şunu söyleyebilirler; “Olur mu canım?İnsan hayal etmeden yaşar mı?Hayal etmeli insan..” tarzında cümleler kurabilir.Ama burada  birşeyin altını çizmek istiyorum;

Hayal etmek ayrı,ummak ayrı şeylerdir her ne kadar aynı görünüyor olsalar da..Daha da açıklık getirmek gerekirse,hayal ediyor olmak,ille de o hayal ettiğimizi umuyor olduğumuz anlamına gelmez..Yani insan hayallerini umabilir de,ummayabilir de.. Fakat ummak böyle değildir,ummak kavramında bir kesinlik  söz konusudur,direk karşıdan bir beklenti vardır..Bu yüzden bu iki kavramları karıştırmamak gerekiyor..

“Umma ki, üzülmeyesin!”  diyor büyük insan Mevlana..Bu büyük insanlar bizlere yol gösteren,hayatı çözümleyen,hayatı anlamada bizlere davranışlarıyla,sözleriyle ışık tutuyorlar..Öyleyse Mevlana Hz.’nin bu sözünü de kulağımıza küpe etmek lazım diye düşünüyorum.Hatta bu sözü kendime felsefe edinmişimdir..

Nasıl olacak öyleyse?Ummadan,beklentisiz nasıl olacak? Çok basit..Biz sadece kendimize düşenleri yapacağız karşılık beklemeksizin,o kadar..Aksi takdirde “Mutsuzluk”  kapımızı çalmak için gecikmeyecektir.Sonra da  mutlu olmanın yollarını ara dur..

Konuyu farklı şekilden ele alsak fena olmayacak sanırım..

Bizler çoğu zaman mutlu olmayı yanlış şeylere bağlıyoruz..Mesela karşımızdakilerin davranışlarına ve hareketlerine  bağlıyoruz mutlu olmayı..Eğer  karşımızdaki kişi şunu şunu yapar,bize filan şekilde davranır,filan şeyleri söylerse mutlu ol,bunların tersini yaparsa mutlu olma,mutsuzluk hırkasını giyiver sırtına..Var mı böyle birşey?Hiç mutlu olmak insanların davranışlarına bağlanır mı?Onların hereketlerine göre mi bizler mutlu ya da mutsuz olacağız? Kesinlikle hayır..

Düşünün ki,karşımızdakilerden birşeyler umuyoruz..Şimdi o kişi eğer beklentimize cevap verirse sorun yok peki ya beklentilerimize cevap vermezse?O zaman da üzülüyoruz..kırılıyoruz..darılıyoruz..mutsuzluk kaçınılmaz o an..Bir de varsayalım ummadan yaşıyoruz hayatı..Kimseden herhengi bir karşılık beklemiyoruz..Mutlu olmayı karşımızdakilere bağlamamışız..Bu durumda karşımızdaki  karşılık vermediği sürece,ummadığımız için bizi bağlamıyor,sorun yaratmıyor,etkilenmiyoruz.Çünkü dedik ya işte ummuyoruz diye..Bir de ummuyorken,karşımızdaki kişinin bize karşılılık verdiğini düşünün?Ne kadar seviniriz değil mi?Süpriz bile olur bizim için hatta..

İşte görülüyor ki,mutlu olmak için ummamak lazım,beklentiler içine girmemek lazım..

Devam edelim yine..

Sevdiğimiz zaman da,karşılık beklemeden sevmek lazım..Ne olursa olsun,karşımızdaki bize nasıl davranırsa davransın yine de sevgimizi esirgememek lazım..Anlayışlı olmak lazım bazen..Eğer karşımızdaki akrep ise,kendi doğası gereği sokacaktır..Tabiatında sokmak vardır onun..Bizim de tabiatımızda sevgi varsa,kendi tabiatımızdan vaz mı geçeceğiz?Hayır..İşte bunun farkında olmaktır anlayış..Bir söz vardır; “ İyiliğe iyilik her kişinin işi,kötülüğe iyilik Er kişinin işi..” Bütün kötülüklere rağmen sevmeye devam..

İşte size Mutluluğun anahtarı..

“Umma ki,üzülmeyesin!”

Ve ummadığınız sürece,herşeye sahip olursunuz..Yeter ki  bekleyiş içinde olmayın,beklentiler içine girmeyin..Göreceksiniz ki hayatınız,sizin de inanamadığınız ölçüde değişecektir..


~ 23 Ocak 2009 Cuma 8 yorum

Çok Nasılsın? & Şinitzel

Geçen gün arkadaşımla akşam yemeği için dışarı çıktık.Dışarı çıktık derken,kampüs içerisindeyiz yine..Sabancı Kız Yurdu’nda her gün fix menü olan Şinitzel çıkıyor,harika yapıyorlar..Anlayacağınız o gün Şinitzel yiyeceğiz..Oraya sadece Şinitzel yemek için giderim ben,çok seviyorum ve de çok güzel yapıyorlar..Zaten güzel ve kaliteli olmasaydı,sanırım 9 yıldır aynı kişiler işletiyor olmazdı.. J

Yolda yürürken,önümüzde bir kaç  zenci öğrenci yürüyor.Bu noktada şunu da belirtmek isterim; Nijeryalı zenci öğrenciler de var bizim okulda ve Türkçe dersi de veriliyor onlara..Türkçe öğreniyorlar.Neyse  önümüzde yürürlerken,yolun karşı tarafından  gelmekte olan diğer bir zenci arkadaşını gördü ve seslendi..Ama Türkçe öğrenmeye çalışıyorlar ya hani,bu yüzden Türkçe seslendi;

-Heyy.. Çok nasılsın?   J

Çok hoşuma gitti bu soru.. ”Çok nasılsın?” Artık ne demek istedi tam bilemiyorum.Sanırım “ Çok iyisin umarım..” anlamında sormuş olabilir.. J

Sabancıdayız..Yemek için sıraya girdik.Önümüzde bir kız var fakat yemeğini paket yaptırıyor. “ Demek pakette yapıyorlarmış “ dedim.”Ama pakette daha az koyuyorlar sanırım pilavı..” dedim.Sıra bize geldi, hanım teyze tabaklara koyarken pilavı; “Bak..Tabakta daha çok koyuyorlar” dedim ama ciddiyetine söylemiyorum tabi..Hanım teyze dedi ki; “Hayır ondan dedğil.Genelde kızlar çok yemiyor,bu yüzden çok fazla pilav istemiyorlar.” dedi.Ve devam etti; “ Bakma sen..Ne kızlar da var ki,senden benden çok yiyorlar..”  Giresun’luymuş hanım teyze.Sorduk.Devam etti yine; ”Ben de yemek yediğim zaman,ekmek yemezsem karnım doymaz..Ee ne yaparsın,küçüklükten böyle alıştırmışlar bize.Annem,küçükken bizler yoğurtu tabağa koyup,içine  ekmek doğrayıp koyarmış.Biz böyle büyüdük..Ekmeksiz doymayız..” dedi.

Ben de ekmek yemeden doymuyorum.Bazıları var ki,ekmek pek fazla yemezler hatta hiç ekmek yemeyenler bile var..Nasıl tutuyor yedikleri karınlarını bilmiyorum açıkcası J

*Yemekten bahsetmişken,Allah kimseyi aç bırakmasın!Aç olanları doyursun Rabbim!


~ 11 Ocak 2009 Pazar 2 yorum

Yalnızlığa Dayanırım da..


Yalnızlığa dayanırım da,bir başınalığa asla,

Yaşlanmak hoş değil,duvarlara baka baka.

Bir dost göz arayışıyla,

Saat tıkırtısıyla...

Korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla,

Ama;

“Günün aydın,akşamın iyi olsun” diyen biri olmalı.

Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.

 

Yoksa zor değil,hiç zor değil,

Demli çayı bardakta karıştırıp,

Bir başına yudumlamak doyasıya.

Ama “ Çaya kaç şeker alırsın?”

Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

                                                                       Can Yücel


* Bazen duygularımı tam anlamıyla ifade eden şiir veya yazı bulduğum zaman,böyle paylaşımlar da yapıyorum..Daha da iyi ifade edebilmem için kendimi belki de.. 

Yüzüne bakıp sıcacık gülümseyebilmek karşılıklı,sevgini verebilmek birbirine..
Olmalı  işte  biri,karşılıklı sevgide kaybolmalı sonra aynı şekilde tekrar var olmalı..

~ 09 Ocak 2009 Cuma 3 yorum

Güçlü Bir Kadro..

Dost..Dostluk..

İnsanda ne kadar güzel,hoş,sıcak,samimi duygular uyandırıyor değil mi bu kavramlar?Duyar duymaz hem de..

Bu kavramlar üzerine sayısız yazı ve şiirler bulabilmek mümkün.. Demek ki  önemli  bu mevzu..Eğer bu kadar çok üzerine düşülüyorsa,durup düşünmek lazım tekrar..ve de şükretmek lazım dostlarımıza..

Herkes kendince tanımlama yapabilir dostluk kavramı üzerine..Şudur ya da budur diyemeyiz.Kişiden  kişiye göre değişir,herkes kendisine göre cevaplar ki.Dostluk da kişiye özel değil mi ki zaten..

Peki günümüzde gerçekten dost dediğimiz,diyebileceğimiz kişiler var mı?Gerçek bir dosta sahip misiniz?”Dostumuz olmalı mı ki?” saçma bir soru kulağıma hiç hoş gelmiyor zaten..Hayır hayır..Kabul etmiyorum böyle bir soruyu..Olmalı tabiki de..Bu hayatta ayakta durabiliyorsak,zorlu şartları atlatıp hayatımıza daha sıkı devam edebiliyorsak,bunun en büyük sebeplerinden birisi dostlarımızdır sanırım.

Hani yazımın girişinde kulağa ne kadar hoş,sıcak,samimi geliyor demiştim ya bu kavram..Peki kavramı bile bu kadar güçlü ve etkili ise,dost dediğimiz kişinin,kişilerin etkisi ne kadardır acaba?Onların gücü ne kadardır?Tahmin edebileniniz var mı bilemem ama ben bilemiyorum..En azından şimdilik bunu söyleyebileceğim bir kavram henüz doğmadı,keşfedilmedi..Düşünün gerisini siz!

Çok şükür ki,ben çok sağlam dostlara sahibim..Dostlarımın her biri,mücevher kadar  kıymetli ve değerli.. Mücevher ne kelime ki hatta?..Çok şükür onların sayesinde,hayata karşı dimdik,güçlü,enerji dolu,pozitif ve geleceğinden çok şey bekleyen ve inan bir kişiyim..Ne mutlu bana böyle dostlarım var..

Nasıl anlatsam ki size onları..Nasıl dile getirsem..Hangi kelimeleri seçip yanyana getirsem de onları en kıymetli leri yapsam dünyanın.. Şansımı deneyim onları anlatmaya öyleyse..

Beni benden çok düşünen dostlarım var benim..Kendisi kadar çok seven belki de..

“Güzel insan..” dediğim zaman,bana ; “ benden daha güzel insan “ diye cevap veren dostlarım var benim..

Yeri geldiğinde sabaha kadar bana vakit ayırıp,muhabbet eden,dertleşen dostlarım var benim..

Yarın sınavı olduğu halde,yanıma gelip bana anlamadığım noktaları anlatan dostlarım var benim..

2-3 gün sonra çok önemli 2 sınavı olduğu halde,ki kalırsa okul uzayacak kadar ciddi bir sınavken üstelik,gecenin ilerleyen saatlerinde bana vakit ayıran dostlarım var benim..

Yine yeri geldiğinde,gecenin ilerleyen saatlerinde uykusundan kısıp,bana vakit ayıran,dinleyen dostlarım var benim..

Bazen moralimin iyi olmadığı zamanlar,bırakın tek kişi,iki kişi çoklu ortama girip,her birisi dört yandan bana yardımcı olmaya çalışan,motive etmeye çalışan dostlarım var benim..

Canı sıkıldığı zaman arayıp,yarın buluşalım diyen,iki gün sonra tekrar arayıp,yine canım sıkılıyor,yine görüşelim diyen ,e hatta her gün olsa her gün görüşürüm seninle sıkılmadan diyen dostlarım var benim..

Karşı cinsten olup,hemcinslerine anlatmadıklarını,bütün samimiyetiyle,güvenip bana anlatan,içini döken dostlarım var benim..

Buluştuğumuz zaman,”Maaşımı yeni aldım,bugün bendensiniz..” diyen,diyebilen dostlarım var benim..

“Yıllar önce bana resim çizmiştin,birşeyler karalamaştın,onları hala saklıyorum..” diyen dostlarım var benim..

Ve dostlarımın birisinden en son duyduğum,beni yeterince duygulandıran şu sözleri;

“Senin gibi adama,ablam kardeşim olsa verirdim..harbiyim..” diyen,diyebilen dostum var benim..Bunu duymak,ne kadar güzel bir duygudur..

İşte benim daha sayamadığım bu şekilde dostlarım var..

Böyle  mükemmel ve kaliteli dostlarla;

Gel de hayata karşı dimdik durma..

Gel de zorluklara göğüs germe..

Gel de mutlu,mesut olma..

Ve arkamda böylesine güçlü bir kadroyla,

Gel de Dünya’ya meydan okuma...

Ne duruyorum öyleyse; Meydan Okuyorum bee herşeye...

 Hepinizi çok seviyorum... Ve sevildiğimi de biliyorum..

Reklamlarda diyor ya hani;

“Sevildiğini bilmek,paha biçilemez!” Aynen öyle..

 

* Budur düşüncelerim..Doğru ya da yanlış olsa da..


~ 06 Ocak 2009 Salı 2 yorum

Mimlendik!

Böcük arkadaşım tarafından mimlenmişim...

Ama bu tür şeyleri sevmediğim için,cevaplamak istemiyorum o soruları... :))

Kimse kızmaz umarım... 

Özür dilerim..

Anlayışınız için teşekkürler! 

Sevgiler...

~ 1 yorum