Günaydın..

Gün kızıldı tüm gün,
Güneş erkenden batacak bu akşam...
Gün-yüzü erkenden karartma uygulayacak soluk şehrin yas tutmuş kalplerine...
Gün, erkenden ulaşacak gecesine...
Ve sen soluğu kapı kirişlerinde alacaksın yine.
Tek dayanağın o olmuştur zaten, 
Susacaksın sabah ezanına dek.
İçten içe kemirirken hislerini,
İlk Allahu ekber edası ile uyanacaksın derinliklerinden.
Allah'a sığınacaksın yine...
Bir bakmışsın yokluğuna katlanamıyorum dediğin her şeyin,
hayalinden uyanmış olacaksın!
Günaydın...

                                                                                                 * Mustafa Kemal Efeler  | MKE

~ 28 Nisan 2009 Salı 2 yorum

Çürük Elmalar Sizi..

>  Bazen herkesi kendim gibi sanıyorum..

Arada bir hal hatırlarını sorayım diyorum insanların..

Çoğu zaman da sorduğuma soracağıma pişman olmuyor değilim..

Ne tuhaftır insanoğlu yaa..

Seven değil de söven yarıyor sanırım.. ( sövüyorum öyleyse :))

Kısaca   " 2 S " 'yi karıştırıyorlar.. Seven ve Söven..

Genelde Msn denen icatla iletişim içinde olduğumuz için,doğal olarak hal hatır ilişkileri de Msn üzerinden yürüyor..

İçerisinde çürük elmaların da bulunduğu sepete benzetiyorum Msn'i..

Msn elma sepetimiz oluyor, kişi listesi de elmalar..

Her türlüsü var mübarek.. Yetmişi..yetmemişi..tazesi..sağlamı..çürüğü.. hepsi var..  :))

Bakıyorsunuz sağlam bir elmaya benziyor..

Isırıp yemeye başlıyorsunuz..

Bir iki ısırıktan sonra bir bakıyorsunuz anaaa.. O da ne?

Çürük lan bu..    Çürük tabi ne sandın..  :)) 

Ne sanacak abisi.. Görünüşe aldanıp sağlam sandı..  :))

Vallahi aynısı insanlar..

Çoğu çürük çıkıyor..

Her türlüsü var dedik..

Selam verirsin kimisine.. 

Her zaman bir bahane vardır..  :))

Anlamıyorum ki; sanki borç para isteyecekmişim gibi kaçma peşindeler..

Nedense her zaman ama her zaman meşguldürler.. 

"Ne yapayım..Sana denk geliyor kusura bakma işte.."   palavraları..   :)) 

Ya ödev yaparlar..ya  misafir gelir..ya uykusu gelir..ya elektrikler kesilir..

En güzeli de çıkması gerekmektedir..   Vay anasını.. :)) Çıkması gerekmiş miş..

Kimilerine de yazarsın, 15 dk sonra cevap gelir..  Şaka gibi yaa :))

Ya o değil de, 2 cümle kurduktan sonra insanların kaçıyor olması mesele..

Korkmayın ya korkmayın..Borç falan istemeyeceğim sizden.. :))

Ama yok..

Bir daha da hal hatırınızı sorarsam, ben de sizin gibi çürük elma olayım emi.. :))

Bir daha size o lüksü yaşatmam yaşatmam..

Neyse.. İnsan gibi davranın biraz da sizi birşey sansınlar..

En önemlisi de dürüst olun..Şeffaf olun şeffaf.. 

Bak yoksa sizi kurtçukların içine atarım çürük elmalar yaa sizi.. :)) Acımam valla..

* Sağlam ve yetmiş elmalar  konu dışıdır..  Sevgiler onlara da.. :))

                                                                                                                                       çĞr.KnyL

~ 27 Nisan 2009 Pazartesi 3 yorum

Çok Şey mi İstiyorum?

> Bazen düşünüyorum da, çok şey mi istiyorum acaba diye soruyorum kendime.. 

Yapmak istediğim o kadar çok şey var ki şu hayatta..

Her günümü dolu dolu yaşamak istiyorum öncelikle..Bir günüm bile ziyan olmamalı,boşa gitmemeli..

Her gün ya da bir kaç güne bir film izlemek istiyorum..

Sonra o gün içerisinde derslerime bakmak,programlamaya vakit ayırmak istiyorum..

Sonra internete girip sörf yapmak,köşe yazıları okumak ve sonrasında Msn'e girip bana vakit ayıran dostlarımla,arkadaşlarımla muhabbet etmek istiyorum.. ( bana vakit ayıran kelimesinin altını çizdim.. ;))

Ve o gün için başımı yastığa huzurla koymak ve Allah'a sonsuz şükür ve teşekkür etmek istiyorum her şey için.. ( ki bunu devamlı yapıyorum şükür.. :) )

Daha başka bir çok program kullanmayı istiyorum..

Photoshop ile ortaya güzel şeyler çıkarmak ve altına imzamı atmak istiyorum..

Web tasarımıyla uğraşmak istiyorum..Bunun için ise FrontPage ve Dreamweaver programlarına hakim olmam gerekiyor..

Rhino ya da 3D Max programlarını kullanmayı istiyorum..Bazen karaladığım çizimlerimi 3 boyutlu hale getirmek istiyorum çünkü..

Adobe Flash ( eski adıyla Macromedia Flash ) programını da çok iyi bilmek istiyorum..Flash dünyasında yapılacak çok şey var..  :))

PC Hack & Security konusunda da kendimi geliştirmek ve iyi bir konumda olmak istiyorum..

Sağlam bir ekip ile ( blog işinden anlayan ve uğraşan kişilerle..) kaliteli bir blog sayfası açmak istiyorum..Bir ekip işinde bulunmak istiyorum kısaca...

Şimdilik aklıma gelenler bunlar... Çok şey mi istiyorum ben yaa?  :))

* Çok fırın ekmek yemem lazım  daha  çooooooooooooooook!.....    :)))

                                                                                                                                   * çĞr.KnyL

~ 24 Nisan 2009 Cuma 3 yorum

Bir Çiçek Düşünün..

Bazen dünyaya tepeden,onun dışından bakmak lazım..

O zaman öyle şeyler görürüz ki!
Halbuki biz o gördüklerimizin;o yaşantıların,o düşmanlıkların,o arkadaşlıkların veya dostlukların ta kendisiyiz.Lakin bunu ancak dışardan bakınca görebiliyoruz,kendimizi soyutlayınca anlıyoru ve hissediyoruz bazı şeyleri..


Bir çiçek düşünün,bir papatya.İşte ben böyle görüyorum her arkadaşlığı,dostluğu kendimi soyutlayınca dünyadan.Evet her arkadaşlık veya dostluk birer papatya kimi gıptayla baktığım kimi burun kıvırdığım...


Tepeden baktığımızda papatyanın merkezi saydığım sarı bir bölge ve etrafında ona tutunmuş beyazdan küçük yaprakcıkları vardır.Eğer papatyanın orta bölgesindeki sarı,keskin sarıysa,kenarındaki beyazlar da insanın yüreğine dokunurcasına ise o bence gayet sağlıklıdır..

İşte insanlar da böyledir merkezde kendisi,etrafında sımsıkı tutundukları beyazları,arkadaşları,dostları,sevenleri vardır.Zamanla bunlardan iyi veya kötü nedenlerden dolayı ayrılık yaşarlar.


Malesef ben de bir ayrılık yaşadım ama onun için hayırlı olacağına inandığım bir ayrılık...


Demiştim ya papatyanın etrafındaki beyazların kimi bembeyaz ,kimi silik bir sarıdır diye...İşte o silik sarıların ayrılışı kötü ve mutlak bir ayrılıştır.Ancak o bembeyaz sarılar varya,onların ki hep hayırlı bir ayrılıştır.Çünkü sağlam bir bütünü ancak hayırlı olması gereken durumlar ayırabilir..

Bence insan da böyledir.Üstelik kendi rengini de çok çabuk,papatyadan daha çabuk belli eder.Kimisi insanın ruhuna işleyen beyaz kimi ise silik bir sarıdan ibarettir.Aman o silik sarılara dikkat,yaprak döküm zamanı size bağlıdır bir an önce silkeleninde varsa dökülsün o silik sarılar.Ama o beyazlar varya onlar insanın ruhuna işliyor insana can veriyor..

İşte benim dostum da öyleydi bir papatyanın bembeyaz,temiz,narin taneleri gibi...

                                                                                                                                          Esra Gökten

> Değerli dostum Esra benim için yıllar önce güzel şeyler karalamış..Teşekkürler sevgili dostum,güzel insan..  :))

~ 23 Nisan 2009 Perşembe 0 yorum

Facebook'a Bir Çarpı

> Facebook hesabım dakikalar öncesinde dondurulmuştur..
Kendi isteğimle geçici bir süreliğine ( ki o süre belirsiz.. ) dondurmuş bulunmaktayım..
Son zamanlarda neredeyse hayat facebook'tan ibaret olmaya başladı..
Gördüm ki çok çok fazla zamanımı alıyor..
E hayat facebook denen şeyden ibaret olmadığına göre,vaktimi çalmasına daha fazla izin veremem..
Yapılması gereken,vakit ayırılması gereken çok daha önemli şeyler var iken, facebook'a şimdilik HAYIR!

* Bir diğer sebep; bazı  zamanlar ulaşılabilir olmayı istemiyor oluşumdan kaynaklanıyor olabilir..

> Budur düşüncelerim.. doğru ya da yanlış olsa da..

~ 21 Nisan 2009 Salı 6 yorum

Ansızın Karanlık Çöker

Derin bir iç çekiş..
Ve ansızın bir karanlık çöker..
Sanki birden elektrikler kesilmiş gibi..
Göremiyorum hiçbir şeyi..
Ne ileri gidebiliyor adımlarım,ne de geriye..
Koyu.. kopkoyu bir sessizlik..
Karanlıkla bir olup üstüme çullanıyor adeta..
Boğuluyorum..
Korkuyorum da artık..
En çokda yalnızlık korkutan beni bu koyu karanlıkta...
Kimseler yok seni teselli edecek..
En azından bir ses..seda.. yok işte..
Ümitsizce sesleniyorum;

- Heyy..Orada kimse var mı?

* çĞr.KnyL

~ 20 Nisan 2009 Pazartesi 8 yorum

Sana Gelince..

Yaşadığım bu yeşilliklerden dudağını öpmek için dönersem eğer,kanımda boğulayım..

Böylesine bir sevdaya yeniden tutulursam eğer,paramparça olmuş kalbime yazıklar olsun...

Sana gelince..

Yüreklere sığmayan bu sevdamı bir başkasında bulursan eğer,bana çektirdiklerin helal olsun...

~ 19 Nisan 2009 Pazar 0 yorum

Tarif Edilmez..Yaşanır..

> Bazen Senai Demirci'nin kişisel sayfasından yazılarını okuyorum.. Hoşuma giden mükemmel yazılar hepsi de... Bir yazısından beğendiğim bir bölümü paylaşmak istiyorum sizinle..

 " Unutkandır insan.En çok da kendini unutur.İnsan yanını yitirir.Sık sık kalbini düşürür göğsünden.Vicdanına temas etmeden geçirir bir ömrü.Gönlünün gönlünü etmeden getirir yarını.Şehrin gürültüsünde,telaşların yangınında,görsel kandırmaların kuytusunda,yüzüne serince değen,senden hiç yüz çevirmeyen,boş söz ve yalan söylemeyen,unuttuğun yanlarını hatırlayan,düşürdüğün kalbini yakana yeniden takan,çiçek kokulu bir pencere önünde bekleyen,yağmur sonraları ikindilerde sıcacık tebessümüyle koyup gelen bir dost içtenliğini...  

... kim istemez ?  "

> Dostluk başka bir şeydir..Yürek işidir..Farklı bedenlerde olsa da gönüller,aynı bedende bir bütün olabilmektir..Beraber nefes alabilmektir..

 Ve dostluk; " Kötü günlerinde yanında olan kişi.." cümlesinden ibaret değildir..Yetmez bu ifade..
 
 Ve dostluk; tarif edilemez de.. Ancak yaşanır..İşte o zaman  anlarsın her şeyi..

* Budur düşüncelerim..doğru ya da yanlış olsa da..

~ 16 Nisan 2009 Perşembe 2 yorum

Yorumsuz..


Resim eski bir resim..
Fakat çıkarılacak çok mesaj var.. Sayfalar dolusu hem de.. 

* Anlayanlara..

~ 13 Nisan 2009 Pazartesi 2 yorum

iki Kişilik Bir Bütün..


 > Çok değerli dostum,gözüm kısaca yarım elmam bana bir dosya gönderdi bugün..
 "Nedir bu?" diye sordum kendisine..

Mevlana Hz. çok samimi dost olduğu  Şems ile birgün bir ayrılık yaşar..Bu ayrılıktan dolayı da  Mevlana Hz., çok sevdiği dostu  Şems'e bir  şiir yazıp göndermiş..

"Yılmaz Erdoğan o şiiri okuyor.Tarifi imkansız birşey..Bayıldım..Çok süper.. Seninle de paylaşmak  istedim.." dedi.. Teşekkür ediyorum yine buradan kendisine.. ; ) 

Gerçekten ben de bayıldım..Sonra merak ettim bu dostluğu..Daha detaylı öğrenmek istedim ve araştırdım biraz..Sanırım bir daha bu şekilde bir dostluk tekrar Dünya'ya gelmez diye düşünüyorum..Kısaca anlatmak istiyorum bu derin bağı..

Birgün Konya şehrine  baştan aşağı karalar giyinmiş bir gezgin gelmiş.Bu kişi Tebrizli Şems idi.Kendisini gezici tüccar olarak tanıtmış.Şems'in dediğine göre,kendisinin bir aradığı varmış ve o aradığı kişiyi Konya şehrinde bulacakmış..Gönlü o şekilde diyormuş çünkü Şems'e.. Daha sonra Mevlana Hz.'ni atının üzerinde gelirken görmüş..Atın dizginlerinden tutarak bir iki soru sormuş..Mevlana Hz.  mükemmel bir yorum getirmiş sorulara..Şems, " Allah..Allah.." diye haykırarak Mevlana Hz.'ni kucaklamış..Aradığı kişi Mevlana Hz.'ymiş..

Oradan,birlikte bir medrese odasına gitmişler ve bayağı uzun bir süre kalmışlar.. (Kaynaklar 40 gün ile 6 aydan bahsediyor.)Bu süre içerisinde Mevlana Hz.'nde çok büyük değişiklikler olmuş..Yepyeni bir kişilik,yepyeni bir görünüme bürünmüş..Artık derslerini,vaazlarını,zorunluluklarını kısaca bütün davranışlarını terk etmiş..Her gün okuduğu kitapları bir kenara atmış..Dostlarını arayıp sormaz olmuş..Bu durumdan Konya halkı çok rahatsız olmaya başlamış..Kimdir ki bu gelen,Mevlana Hz. ile hayranları arasına girdi? diye isyanlar çıkmaya başlamış..Şikayetler,ayıplamalar artmış..Bazıları daha da ileri giderek ölümle tehdit etmişler Şems'i.. Olayların bu durumlara gelmesinden büyük üzüntü duyan Şems,bir gece sessizce çekip gitmiş..

Bu terk edilişden,bu ayrılıktan çok etkilenmiş Mevlana Hz ve kimseyle görüşmek istememiş artık..Yemeden içmeden kesilmiş..Dost toplantılarından elini ayağını çekmiş..Özlem ve  aşk dolu gazeller söylemeye başlamış..Gidebileceği her yere gönderdiği ulaklar ile Şems'i aratıyormuş..Sonunda Şam'da olduğu öğrenilmiş..Sultan Veled ve arkadaşları Şems'i getirmek için Şam'a gitmişler..Mevlana Hz.'nin geri dönmesi için yalvardığı gazelleri sunmuşlar..Şems ikna olmuş ve tekrar dönmüş Konya'ya..Kısa süreli bir barışın ardından,bu durum uzun sürmemiş ve eskisi gibi olmaya başlamış her şey..Halk Mevlana Hz.'ni Şems'ten uzak tutmaya çalışmış..Kızmışlar artık iyice..  Bu defa sabrı tükenmiş ve " Bu defa öyle bir gideceğim ki,nerede olduğumu kimse bilemeyecek.." demiş.. Ve birgün ortadan kayboluvermiş..

Mevlana artık iyice deliye dönmüş..Fakat artık geleceğinden umudunu kestiği için tekrar eski haline dönmüş..

İşte o mükemmel gazel;

 Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme 
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı 
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme 

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru 
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme 

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için 
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme 

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi 
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme 

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan 
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme 

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan 
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme 

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer 
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme 

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi 
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme 

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize 
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme 

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle 
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme 

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı 
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme 

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil 
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
 

Mevlana Celaleddin Rumi


~ 12 Nisan 2009 Pazar 1 yorum

Kısa Bir Uzun Ara..

> Herkese merhabalar öncelikle..
Uzunca bir aradan sonra yeni sayfa arayüzümle buradayım..
Üniversite..dersler..quizler..sınavlar.. Sonrasında yarıyıl tatili falan derken,bayağı bir koptum blogumdan..Güncelleyemedim hiç..Yazamadım.. Peki bundan sonra çok sık yazabilir miyim bilinmez ama olabildiğince "budur düşüncelerim..doğru ya da yanlış olsa da.." demek istiyorum..  : )

Şimdilik bu kadar.. En kısa zamanda görüşmek ümidiyle..  ; )

~ 10 Nisan 2009 Cuma 0 yorum